Görüntüleme Sayısı (Stats)

31 Ekim 2017 Salı

KOHLHAAS: İsyan



Mitra Yayınları tarafından 2013 yılında yayınlanan Heinrich von Kleist’in bu eserinin çevirisi Tayfun Özkan tarafından yapılmıştır.

Daha ilk paragraftan yazar bize bir efsaneden bahsedeceğini ve bunun Kohlhaas’ın aşırılıklar, zıtlıklar ve gerilimlerle dolu hayatı çevresinde şekilleneceğini açıkça ifade eder. Bu arada Kafka’nın Alman edebiyatında en çok etkilendiği eser olarak bunu gösterdiğini de ekleyerek incelemeye devam edelim.


16. yüzyıl feodal Almanya'sında geçen hikayenin baş kahramanı Michael Kolhaas adında bir at tüccarıdır. unvanı soylu ama hareketleri asaletten uzak olan Wenzel von Tronka’nın kendisine yaptığı haksızlık sonucu o güne kadar örnek bir vatandaş olarak hayatını sürdürmüş kahramanımızın adalet arayışı başlar. Adalet dağıtması gereken devlet mekanizmalarındaki yozlaşma sonucu yasal yollardan istediğini alamayan kahramanımız bu süreçte örnek kişiliğini bir kenara koyar. İçinde kor gibi yanan mutlak adalet duygusunun körelttiği gözleri o derece dönmüştür ki karısının bu yüzden öldürülmesi bile onun amansız takibini bir an olsun sekteye uğratmaz. Bu süreçte çok insan da onun bu arayışına nefer olarak katılır ve sonunda devlete kafa tutabilecek sayılara ulaşarak köy ve kasabaları ele geçirirler.


Hikaye devam ederken olaylara müdahil olan gerçek bir tarihi kişilik olan Martin Luther Kohlhaas’ı uzlaşmaz tavrından vazgeçirmek için çok uğraşsa da sonunda o bile Kohlhaas’ın hakkını ödemiştir. Hatta yüz yüze görüştükleri bir sahnede Kohlhaas’ın sarfettiği şu sözler kitabın mesajını özetler niteliktedir:

“Yasanın korumadığı kimseyi ben, devlet topluluğunun dışına atılmış sayarım efendim dedi Kohlhaas bunun üzerine, ellerini kavuşturarak; çünkü işimi geliştirmek için onun korumasına ihtiyacım vardır. Elde ettiğim her şeyle böylece korunabilmek için bu topluma girmiş bulunmuyor muyum; bu korumayı benden esirgeyen, beni vahşilerle bir tutmuş sayılır ve böylece, siz de yadsıyamazsınız ki, nefsimi koruyacak silahı elime vermiş olur.”


Dönem Almanya'sının siyasi yapısını, adli ve idari kavramlarını ve soyluluk ilişkilerine ilişkin detaylar hikayeyi biraz karmaşık ve yer yer sıkıcılığa varır gibi gösterse de kahramanımızın adalet yolculuğunun nasıl sona ereceğine dair merak unsuru okurun aklını bir an olsun terk etmez. Adeta siz de kendinizi onun yerine koyarak adaleti kendi ellerinizle tecelli ettirmek istersiniz. Yine de yazarın en başta vaat ettiği efsanevi hikaye, zaman zaman (özellikle Alman adalet sisteminin ayrıntılarına daldığında) okuyucunun ilgisini kaybetme tehlikesini yaşamaktadır.


Kitabın beyazperde versiyonu (Age of Uprising: The Legend of Michael Kohlhaas) Türkiye’de 2014 yılında gösterime girmiştir ve başrolde Mads Mikkelsen vardı.

Kitabın sonu bazılarını vicdanen tatmin edecekken bazıları da kendilerini kimin tarafını tutmaları gerektiğini düşünürken bulacaktır. Bu tarz bir ikilem yaratmayı başaran bir kitabı kanımca başarılı saymak gerekir. 

Son bir not: günümüz dünyasında adalet duygusunu Kohlhaas kadar önemseyecek insanların varlığına olan ihtiyaç hiç bitmemiş görünmektedir.

Keyifli okumalar.